13.4.12
Kaza ve Kader
Açıklamalarımızın havada kalmaması için önce Kader nedir, onu tanımlayalım.
Kader: Geçmişte ve gelecekte yaşayacağımız/yaşadığımız kaçınılmaz olaylardır.
Örneğin, ölmek kaçınılmaz bir kaderdir. Ayrıca doğum, yaşlanmak, yaradılış, vb olgular herkesin yaşayacağı kesin sonuçlardır. Mantık ve bilimsel temelde düşünecek olursak, bunu herkes kabul eder, değil mi?
Peki günümüzde bilinen kader anlayışı neden bu denli çarptırılmıştır?
'Gadir Hum' Olayı
Hz. Muhammed (s.a.v) 'e Allah tarafından, Vahiy yoluyla tebliğinden sonra (hicret dönüşüne tekabül eder) Gadir Hum denilen yerde, Hz. Ali'yi, Allah'ın emriyle kendisinden sonraki halife olduğunu oradaki müslümanlara tebliğ etmiş ve Hz. Ali (r.a) imam sıfatını kazanmıştır.
Fakat, tüm dünyanın çok iyi bildiği gibi Hz. Ali (r.a), Hz. Peygamberin ölümünden sonra halife olamamış, çok daha sonra Hz. Ali (r.a) halife olabilmiştir.
İlk üç halife dönemi ise, Hz. Ömer'in 'Allah'ın emrine rağmen', halifeliğin seçimle olması gerektiğini öne sürmüş ve seçimleri kazanarak sırasıyla halife olmuşlardır.
Peki neden Allah'ın emrine uymayarak, bu kişiler halife olmuş ve insanlar göz yummuştur?
Aleviler neden namaz kılmazlar?
Makalenin gidişatı açısından öncelikle şu açıklanmalıdır, Aleviler, sabah, öğle ve akşam olmak üzere Niyaz ederler ve bakın 'Namaz' kelimesi neyin tekabülü ona bakalım:
''Namaz'' kelimesinin kökenini incelediğimizde Farsça bir kelime olduğu dikkate çarpacaktır. Alevilik inancına göre; Hz. Muhammed (s.a.v) ve Ehlibeyt'i 'günümüzde ki ritüellerle' ibadet etmezlerdi. 'Salat' ederlerdi. 'Salat' kelimesi Arapça kökenli olup, ''rahmetle dua etmek'' anlamına gelmektedir. Hz. Peygamber ve Ehlibeyt'i, Salat'larını yani duazlarını aşağıda ''NİYAZ'' başlığında belirttiğimiz üzere yapmışlardır.
Namaz olgusu, Abbasiler döneminde Caferil Mensur'un o zamanın kendi taraftarı alimlerini toplayıp, icimai ümmet heyeti tarafından ''namaz ritüellerini''oluşturmuş ve günümüze kadar gelmiştir.
Hz. Ali, lansedildiği gibi camii'de(!) öldürülmemiştir!
''Namaz'' kelimesinin kökenini incelediğimizde Farsça bir kelime olduğu dikkate çarpacaktır. Alevilik inancına göre; Hz. Muhammed (s.a.v) ve Ehlibeyt'i 'günümüzde ki ritüellerle' ibadet etmezlerdi. 'Salat' ederlerdi. 'Salat' kelimesi Arapça kökenli olup, ''rahmetle dua etmek'' anlamına gelmektedir. Hz. Peygamber ve Ehlibeyt'i, Salat'larını yani duazlarını aşağıda ''NİYAZ'' başlığında belirttiğimiz üzere yapmışlardır.
Namaz olgusu, Abbasiler döneminde Caferil Mensur'un o zamanın kendi taraftarı alimlerini toplayıp, icimai ümmet heyeti tarafından ''namaz ritüellerini''oluşturmuş ve günümüze kadar gelmiştir.
Hz. Ali, lansedildiği gibi camii'de(!) öldürülmemiştir!
Alevilik nedir, Bektaşilik nedir?
''Her Bektaşi, Alevidir; lakin her Alevi, Bektaşi değildir.'' Bektaşilik, kaynağını Pir Hünkar Hacı Bektaş Veli tarafından (örn: 4 kapı 40 makam) alıp, Pir Balım Sultan ile sistemleştirilen bir Alevi Tarikatıdır.
Alevilik-Bektaşilik ile ilgili dini ritüelleri bir kenara bırakıp, aralarındaki fark(!) nedir, ona bakalım:
*Alevilik'te musahiplik zorunlu iken, Bektaşilik'te zorunlu değildir.
*Alevilik'te dini önderler 'soy'dan gelirler, Bektaşilik'te belirli bir aşamadan sonra dini vasfı (Dedebaba, Çelebi, Baba, Halife) alınır vb...
..
PS: Şahsi kanaatim, tıpkı Hz. Mevlana'nın Hakk'a yürümesinden sonra gelen dervişlerin 'Mevlevilik' gibi bir tarikati oluşturup rant sağladıkları gibi, Hz. Hacı Bektaş için de bu yine aynıdır. Öz itibariyle Hz. Hacı Bektaş'a yakıştırdıkları masum görünse de, aslı yansıtmamaktadır.
8.4.12
Şeriat / Tarikat / Hakikat
Şeriatte, bu senindir, bu benim,
Tarikatte, hem senindir, hem benim,
Hakikatte ne senindir, ne benim…
Hz. Pir Hünkar Hacı Bektaş Veli
Abdal, Hak’ka hayran olandır.
Adâlet her işte, Hak’kı bilmektir.
Âdem suretinde olan herkes, Âdem değildir.
Âdem’in Âdemliği; akıl, hayâ ve ilim iledir.
Âlimlere ve kendini bilenlere, alçak gönüllülük yaraşır.
Allah ile gönül arasında perde yoktur.
Ara, bul.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)